“`html
Venezuelalı Lider Maduro’nun Yakalanması ve Uluslararası Hukuk Üzerindeki Tartışmalar
Venezuela’nın önde gelen ismi Nicolas Maduro’nun askeri bir operasyonla ele geçirilmesi ve ABD mahkemesinde yargılama sürecinin başlaması, uluslararası hukukun ihlaline ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Maduro ve eşi, Amerika’da silah ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla karşı karşıya kalacak. Bu süreç, uzunca bir zaman alabilir ve sonucu belirsizliğini koruyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, Amerikan makamlarının bu operasyonu yürütürken uluslararası hukuka uygunluk iddialarını sorguluyor. Maduro, daha önce kendisini kartel lideri olarak tanımlayan bu suçlamaları şiddetle reddetmiş ve ABD’yi Venezuela’nın zengin petrol kaynaklarını ele geçirmek amacıyla, “uyuşturucuyla mücadele” gerekçesiyle kendisini devirmeye çalışmakla suçlamıştı.
Uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin izni olmadığı sürece güç kullanımını genelde yasaklamaktadır ve bu durum, Maduro’nun tutuklanması üzerinden yeniden tartışılmaktadır.
ABD’nin Müdahaleyi Savunması
Maduro’nun yakalanmasının hemen ardından Trump yönetimi, New York’ta hazırlanan suçlamalarla bu müdahaleyi meşrulaştırmaya çalıştı. Eylemin, “narko-terörizme” karşı bir savunma olduğu ifade edildi.
ABD Başsavcısı Pam Bondi, sosyal medya üzerinden Maduro ve eşinin “yakında ABD yargısının karşısına çıkacaklarını” belirtti. Cumartesi günü yapılan basın toplantısında, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, bu operasyonun, ABD Adalet Bakanlığı’nın isteği üzerine gerçekleştirildiğini ifade etti.
Operasyonun gerçekleştirilmesi, Venezuela’ya yönelik askeri müdahalelere vesile olacak Kongre onayının alınmaması konusundaki rahatsızlığı azaltmayı hedeflemiş olabilir.
Bu durum, Trump yönetimi için karmaşık bir mesele olarak öne çıkıyor. Yasal gereklilikler uyarınca, sürekli bir askeri operasyon yürütmek için Kongre onayı alınması zorunlu. Trump, Cumartesi günü yaptığı açıklamada Venezuela’nın bir süre ABD’nin kontrolünde olacağını belirtti.
Kongre’nin bilgilendirilmediği süregi Rubio, operasyonun “kolluk kuvveti operasyonu” olarak tansiyonun yaşamış olması nedeniyle önce medya ile paylaşılmadığını öne sürdü. Maduro’yu “Amerikan adaletinden kaçan birisi” olarak nitelendirerek durumu vurguladı.
Trump yönetimi, 48 saat içinde Kongrenin bilgilendirilmesi koşuluyla, önceden onay almaksızın 60 güne kadar askeri harekat yapma yetkisini de elinde bulunduruyor.
Bunun yanı sıra, ABD milletvekilleri, iki partili bir işbirliğiyle daha fazla askeri eylemi kısıtlamak veya durdurmak için oy verebilirler. Önümüzdeki günlerde bu doğrultuda bir oylama bekleniyor.
Yasal Belirsizlikler
Ancak bazı uzmanlar, bu askeri müdahalenin uluslararası hukuk çerçevesindeki yasal dayanağına dair büyük endişeler taşıdıklarını dile getiriyorlar. Washington’un Venezuela üzerindeki hamlelerinin yasal gerekçesi olmadığı yorumları yapılmakta.
Uzmanlar, Trump yönetiminin uyuşturucu kaçakçılığı iddialarını kullanarak bu durumu haklı çıkarmasının, uluslararası standartlar gereğince silahlı bir çatışmayı meşrulaştıracak unsurları barındırmadığını belirtiyorlar.
Cumartesi günü yapılan basın toplantısında Trump, Venezuela’nın ABD petrol kaynaklarını çaldığını ifade ederken, bu varlıkları geri alacağını söyledi ama detay vermedi.
Northeastern Üniversitesi’nde anayasa hukuku profesörü Jeremy Paul, Reuters’a verdiği demeçte “Kolluk güçleri operasyonu” olarak tanımlanmasına rağmen, ülkede yönetim hakkına sahip olma iddialarının mantıklı olmadığını vurguladı.
Chatham House’da görevli Professor Marc Weller, ulusal politikanın aracı olarak gücün kullanılmasının yasak olduğunu, bunun sadece silahlı bir saldırıya veya imha tehdidine karşılık olarak kullanılabileceğini belirtti. Ayrıca, BM’den yetki alınmasının zorunlu olduğunu ekledi.
Panama Örneği
Bazı analistler, Trump ve ekibinin, eski Panama lideri Manuel Noriega’nın 1989-1990 yıllarındaki yargılanmasına benzer bir modeli Maduro’nun durumuna uygulamayı düşündüğünü savunuyor. Noriega, ABD’nin askeri müdahalesinin ardından iktidardan düşürülmüş ve suçlamalarla ABD’ye teslim edilmişti.
Uzmanlar, iki olayda da benzerlikler bulunduğunu, ancak farklılıkların da büyük olduğunu ifade ediyorlar. Weller, o dönemde Washington’un Noriega’ya karşı meşru müdafaa gerekçesiyle hareket ettiğini belirtiyor.
Eski diplomat John Feeley, Panama’da halkın muhalefetinin Noriega’nın yerine geçmeye hazır olduğunun belirgin olduğunu belirtirken, Venezuela’daki mevcut durumun bununla çeliştiğini vurguladı.
Gelecek Adımlar Neler Olacak?
Maduro’nun New York’a getirilmesi konusundaki tartışmalar sürerken, davanın ilerlemesine devam edileceği bekleniyor. Professor Weller, ABD mahkemelerinin “Ker-Frisbie doktrini” çerçevesinde hareket ettiğini ifade ederek, bir şüphelinin nasıl getirildiğinin önem taşımadığını; yargılama sürecinin devam edeceğini belirtti.
Analistler, ABD’nin Venezuela üzerindeki eylemlerinin sonuçsuz kalması durumunda, uluslararası arenada yeni çatışmalara zemin hazırlayabileceğini belirtiyorlar. Bu durumda, BM’nin uluslararası normların korunmasında yaşadığı zorluklar daha da derinleşebilir.
“`