Türkiye’nin gündemindeki 3 madde! Ankara-Tahran hattında neler yaşanıyor? Dicle Canova anlattı

“`html

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya gelerek İran’daki güncel durumu değerlendirdi. Ankara’da neler olduğu merak edilirken, CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova, canlı yayında belirttiği önemli bilgilerle dikkat çekti.

Canova’nın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

“Krizin daha da derinleşmemesi adına Türkiye aktif rol üstlenmeye çalışıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı ile temas kurdu. Diplomatik kaynaklar, İranlı yetkililerle yapılan görüşmelere ek olarak Türkiye’nin ABD’li yetkililerle de diyalog haline girdiğini belirtti.

Önceki dönemlerde Türkiye’nin ABD tarafından İran’a yönelik olası askeri müdahaleler konusunda bilgi alışverişinde bulunduğu gibi, şu an da benzer bir iletişim sürdürülüyor. İran ve ABD arasında sürekli bir diplomasi trafiği mevcut. Her iki taraf da tansiyonu azaltacak önerilerin fısıldandığı bir süreçte bulunuyor.

Kaynaklar, Haziran’da ABD’nin İran üzerindeki askeri eylemi ile başlayan 12 günlük çatışmanın etkilerinin devam ettiğine ve mevcut durumun bunun bir yansıması olduğuna dikkat çekiyor. ABD, İran’ı istenen bir noktaya çekmeye çalışıyor ve bu hedef henüz ulaşılmış değil.”

ABD’nin bu görüşmelerden beklentileri neler?

  • İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurması.
  • Elde bulunan zenginleştirilmiş uranyumun teslimi.
  • İran’ın Orta Doğu’daki istikrarsızlığa katkıda bulunmaması ve İsrail’i tehdit etmemesi.

ABD, ya rejim değişikliği ile ya da mevcut rejimi belirli bir noktaya getirerek bu isteklerine ulaşmayı hedefliyor. Ana amaç, İran’ı İsrail’e zarar veremeyecek bir duruma getirmek. Bunun ilk aşaması, bölgedeki vekil güçlerin etkisizleştirilmesiydi ve bu konuda belli ölçüde ilerleme kaydedildi. Ancak, nükleer programın devam etmesi, tehdit oluşturduğu için ABD, İran’dan somut bir taviz bekliyor.

İran’ın nükleer programına dair ABD’nin beklentilerine olumlu bir cevap verilmesi halinde, krizle ilgili olumlu gelişmeler yaşanabileceği düşünülüyor. Ankara’da muhatapları ile yaptığım görüşmelere göre, İran’da bir rejim değişikliği beklenmiyor. ABD’nin yürüttüğü psikolojik ve siber operasyonlar da bu bağlamda önem taşıyor. Dolayısıyla, İran’daki olayların artmadan, halkın meşru reform taleplerinin dikkate alınarak çözülmesi gerektiği vurgulanıyor.

Türkiye, bölgesinde barış ve istikrarı sağlamak amacıyla büyük bir sorumluluk üstlenmiş durumda. Zira, çevresindeki ülkelerdeki istikrarsızlık ve çatışmalar, Türkiye için olumsuz sonuçlar doğuruyor. Bu tür krizlerin Türkiye’ye yansımaları hep sorun yaratmıştır; Irak, Suriye ve Libya örneklerinde olduğu gibi. Özellikle İran, tüm bu durumlardan daha karmaşık bir mesele olarak öne çıkabilir. İran’ın sahip olduğu coğrafi ve stratejik dinamikler, bölgedeki etkilere büyük oranda yansıyacaktır.

Neden bu durum kritik?

  1. İhtimal dâhilinde, milyonlarca İranlının Türkiye’ye göç etmesi riski.
  2. Ülkede etnik çatışmalara yol açabilecek durumların oluşma ihtimali.
  3. Terör gruplarının yeniden güçlenme riski.

İran’da henüz karşılanmamış bir PKK yapısı mevcut ve bu örgüt için önemli ödüller üzerinden hedef belirleniyor. Terör örgütlerinin kendi çıkarları uğruna hareket etmesi düşünülünce, bu riskin önemi daha da netleşiyor.

Türkiye, PJAK konusu başta olmak üzere, İran’ı bu durumlarla ilgili çokça uyarmıştır. Geçtiğimiz 12 günlük çatışmada İran, PJAK’ın tutumunu net bir şekilde görme fırsatı buldu. Son dönemlerde İran’ın bu gruba yönelik etkili operasyonlar gerçekleştirdiği kaydediliyor. Ancak, Suriye’deki gelişmeler de benzer bir rahatsızlık yaratmakta. Türkiye’nin hedefi, terör unsurlarından arındırılmış bir bölgeyi inşa etmek ve bu tür yapıların etkilerini ortadan kaldırmaktır.

Türkiye, bütün gelişmeleri takip ederek her duruma hazırlıkta. Tüm ilgili kurumlar bu noktada 24 saat faal. Sınır güvenliği öncelik taşıyor ve gerekli önlemler sürdürülüyor. Şu an için göç ile ilgili bir hareketliliğin olmadığı belirtiliyor fakat olası senaryolara karşı sınır güvenlik kuvvetlerinin ve istihbarat faaliyetlerinin artırılması gündemde.

Haziran ayındaki savaş döneminde, İran tarafında misafir edilecek kişilere yönelik belirli düzenlemeler yapılmıştı. Benzer bir uygulamanın ileriki dönemlerde de devreye alınabileceği, ancak şu an için göçle ilgili kesin bir şey olmadığını bilinsin.

“`