TBMM terör bildirisi polemiği: CHP manevrasının sebebi

BirGün Gazetesi Yazarı Nurcan Gökdemir bugün kaleme aldığı ‘CHP’nin manevrası AKP’yi şaşırttı’
başlıklı köşe yazısında “Özgür Özel, ‘Yeni CHP’yi oluşturmaya en riskli alandan başladı” diyerek CHP’nin TBMM’deki ortak bildiriye imza atmamasını değerlendirdi.

Gökdemir’in yazısının tamamı şöyle:

“Özgür Özel, ‘Yeni CHP’yi oluşturmaya en riskli alandan başladı. CHP, tüm ülkeyi üzen 12 askerin öldürülmesinin sonrasında DEM Parti ile milletvekili bulunan sol sosyalist partiler dışındaki tüm siyasi partilerin imzasıyla kınama ve intikam vurgusu taşıyan bildiri yayımlanması kuralına uymadı.

Ortak bildiriye imza koymayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkanvekilleri Burcu Köksal, Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın imzasının yer aldığı bir bildiriyi, sosyal medya hesabından paylaştı.

Bu bildirinin ilk cümleleri her olaydan sonra TBMM’den yayımlanan bildirilerin benzeriydi:

‘Terörün hedeflerine ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz’

Farklı olan ve Özgür Özel için nasıl sonuçlanacağı bilinmeyen süreci başlatan ise şu cümle oldu:

‘Bunu yaparken de sorumluların arkasına dizilmeyeceğiz’

Halen bölgede bulunan askerlerin güvenliğinin tam olarak sağlandığına ilişkin sağlıklı bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in kapalı bir oturumda Meclis’e bilgi vermesi sonrası ‘belki’ bir ortak metin çalışması yapılabileceği açıklandı. Bildiride ‘Hain saldırıların neden engellenemediğinin ve sorumluların ihmalleri olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadan atılacak adımları şehitlerimizin hatırasına bir saygısızlık olarak değerlendiriyoruz’ denilerek ülkeyi yönetenlere de dikkat çekildi.

Oysa ki şimdiye kadar çatışmalarda yaşamını yitiren askerler için çoğu birbirinin kopyası, hamaset, vatan, toprak ve intikam vurgulu metinler gördük.

ÖZEL’İN BÜYÜK SINAVI

Bugün gördüğümüz bu farklı tutum, beklenilen tepkilerle karşılaştı. Siyasetini, “vatanın bölünmeyeceği, bayrağın indirilemeyeceği” söylemine oturtan ve böylelikle de aykırı ya da sorunun çözümüne farklı yaklaşım içeren görüşlere sahip olanları hareketsiz hale getiren AKP ve destekçisi gruplar hemen harekete geçti. Medyadaki kalemşörlerinin de desteğiyle “Bunlar terörü destekliyor” söylemi dillendirilmeye başlandı.

Özgür Özel ‘Riskli bir alandan başladı’ dedik. Bu öyle bir alan ki terörist yaftası yiyerek siyasi yaşamının darbe alması mümkün. Ya da tam tersi onlarca yıldır çözülemeyen, binlerce insanın ölümü, ülkenin kaynak kaybı ile sonuçlanan bu gerçeğe karşı sonuç alıcı bir tavrın sürdürüldüğü bir siyaset zemini yaratmak ve buna halk desteği sağlamak da mümkün. O nedenle göreve geldiği ilk gün itibarıyla alışılmışın dışında bir siyasi duruş sergileyen, zaman zaman ortaya çıkan yol kazalarına karşın CHP’nin gerçek tabanını oluşturması gereken dezavantajlı grupların yanında konumlanmaya çalışan Özgür Özel’in en büyük sınavı şimdi başlıyor.

Türkiye’nin öncelikli sorunları karşısında bu ve benzeri çıkışlar çözüm yolu ve iradesiyle birlikte gelmeye başladığında başka bir tablo ile karşılaşmak pekâlâ mümkün hale gelir.

Çünkü CHP’yi bugüne kadar çoğunlukla Recep Tayyip Erdoğan’ın domine ettiği sahada siyaset yaparken gördük. 17-25 Aralık sürecinin bir ölçüde de olsa aydınlanmasını sağlayabilecek TBMM Araştırma Komisyonu raporunun hâlâ açıklanmamasına hak ettiği tepkiyi veremeyen, ülkeyi 15 Temmuz’a getiren süreci ‘FETÖ’cü’ damgası yeme korkusuyla yeterince sorgulayamayan mahcup bir CHP vardı. Oyları her seçimde biraz daha azalan AKP’nin iktidarını korumak için oynadığı sandık oyunlarına karşın YSK’nin kapısına bile gidilemedi. AKP’nin mühürsüz oy pusulalarını geçerli saydırması, tek başına iktidar kuramayacak bir oy oranı ile çıktığı 7 Haziran seçimlerinin sonucunu anlamsız kılan ‘İstikşafi görüşmeler’ oyununun figüranı olundu. Gerici ideolojisini hayata geçirerek halkı muhafazakârlaştırmasına, farklı ideolojilere sahip rakiplerini de aynı söylemlerle siyaset yapmaya zorlamasına karşı durulamadı vs.

Bu bildiri içeriğinden bağımsız AKP’nin çizdiği sahanın dışına çıkarak siyaset yapılabileceği beklentisinin güçlenmesine katkı yaptı.

Sözde çözüm sürecini kurgulayan AKP, gerektiğinde hiç çekinmeden DEM önceli partilerle temas kurdu, açıktan ya da arka kapıdan siyasi fayda sağlamaya dönük iletişimini sürdürdü, kabinesine bu siyasi oluşumdan iki bakan alabildi. Tüm bunları yaparken de siyasi rakiplerini her fırsatta ‘terörü desteklemekle’ suçladı.

Özgür Özel’i yakından izlediği bilinen AKP’de bildiriye imza atılmamasının hem sevinç hem tedirginlik ama en çok da şaşkınlık yarattığı konuşuluyor. Siyasetini seçim kazanma endeksli yürüten AKP’de bir grup bu yaşananları “terör destekçiliği” söylemini kullanarak 31 Mart öncesi oy desteğini arttırma fırsatı olarak görüyor. Buna karşı özellikle İstanbul gibi Kürt seçmenlerin etkili olduğu illerde CHP’li adayların oylarının artabileceği endişesi de dillendiriliyor.

CHP’nin bu yeni tutumu sürdüreceğinin anlaşılmasından sonra işaretleri hemen görülmeye başlanan DEM Parti ve CHP’yi kriminalize etme, CHP’yi terörle yaftalayarak etkisizleştirme, hareket edemez hale getirme stratejilerinin uygulamaya konulacağı kesin.

Bu yeni durumun nasıl gelişeceği CHP’nin DEM Parti’nin meşru zeminde siyaset yapma çabasını destekleyecek bir tutum benimsemesi ve siyasi fayda için de olsa Kürt partileri için ilişki kuran AKP kadar cesur olmasına bağlı…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir